BİTKİSEL YAĞ SANAYASİNİN SORUNLARI GÜNYAĞDER TOPLANTISINDA TARTIŞILDI

Bitkisel yağ sanayasinin sorunları GÜNYAĞDER toplantısında tartışıldı

Bitkisel yağ sanayasinin sorunları GÜNYAĞDER toplantısında tartışıldı

Bitkisel yağ üretiminde Türkiye’de önemli bir yer sahip olan Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki yağ sanayicilerinin iştiraki olan GÜNYAĞDER Hüseyin Nuri Çomu Başkanlığında Adana’da gerçekleştirdiği toplantı ile sektörün sorunlarını ve çözümlerini tartıştı.

Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, (Güney ve Güneydoğu Anadolu Yağ Sanayicileri Derneği (GÜNYAĞDER) Başkanı Hüseyin Nuri Çomu, Adana Tarım İl Müdürü Muhammet Ali Tekin, Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Seyit Irmak’ın katıldığı toplantıda GÜNYAĞDER üyesi şirket temsilcileri de yer aldılar.
Açılış konuşmalarında havza modelinin kendilerine büyük umut verdiğini belirten Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, yağlı tohum ithalatından kurtulmak için yağlı tohum ziraatının artması gerektiğini belirtti. Bitkisel yağ sektörünün en güncel probleminin tağşiş olduğunu ve bu hususta denetim ve cezaların arttırılması yönünde beklentileri olduğunu belirten BYSD Başkanı Tahir Büyakhelvacıgil, dernek tüzüğünde de yer alması hasebiyle ürün ambalajında belirtilmemiş bir biçimde karışım yapan kuruluşlar için yaptırım uyguladıklarının altını çizdi. 
Adana Tarım İl Müdürü Muhammet Ali Tekin, havza projesi kapsamında ülkemizin verimli toprakları 30 farklı havzaya bölündüğünü ve bu havzaların karakteristik özelliklerine yönelik doğru ürün yetiştirmeye dair planlar yapıldığını ifade etti. Teknik sunumlarda; Syngenta Tohum’un sözcüsü ayçiçeğinde verimli tarım için münavebe’nin (nöbetleşe) tarımının şart olduğunu, daha yüksek verimli ve dayanıklı tohum çeşitlerinin önümüzdeki yıllarda çiftçilere sunulacağını söyledi. Sunar Grup’un yaptığı teknik sunumda ise “Yurtdışı Yağlı Tohumlar Piyasası” hakkında geniş kapsamlı bilgiler verilirken, ülkemizde ihtiyaç duyulan yağ ve yağlı tohumların yüzde 25’inin yerli üretim ile karşılandığı için ithalatın azaltılması amacıyla yerli üretimin teşvik edilmesi gerektiği belirtildi. 
GÜNYAĞDER Başkanı Hüseyin Nuri Çomu konuşmasında, “2003 yılında kurulan GÜNYAĞDER Adana, Hatay, Gaziantep, Mersin, Antalya, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Osmaniye, Şanlıurfa illerinde yağlı tohum kırıcılarını, yağ sanayicilerini bir çatı altında toplamaktadır. 45 üyemizin hammadde üretiminden yan ürünlere kadar girdi ve çıktıların kaliteli üretilmesi, bununla birlikte bu konularda üyeler arasındaki dayanışmanın sağlaması ve üyelerimizin karşılıklı menfaatlerinin koruması derneğimizin başlıca görevidir. Türkiye’deki bitkisel yağ üretiminde ülkemizin güneyinin, özellikle Çukurova’nın çok önemli bir yeri bulunuyor. Bölgemiz; Mısır, Ayçiçek, Soya, Pamuk ve Zeytin üretimde konum itibariyle önemli bir yere sahiptir. Türkiye’de yetişen soyanın yüzde 95’i, Mısır’ın ise yaklaşık üçte biri Çukurova’da yetişmektedir. Bu yıl Çukurova’da yaklaşık 140 bin ton ayçekirdeği hasadı beklemekteyiz. Bölgemizin tüm bu zenginliği ile ülkemizde bitkisel yağ üretiminin her aşamasındaki sorunları ve beklentileri dile getirmek, çözüm üretmek GÜNYAĞDER’in başlıca görevleri arasında olacaktır. Türkiye bitkisel yağ üretiminin ana omurgasını teşkil eden STK’sı konumunda bulunan “Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği” ile üst düzeydeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.  Bu kapsamda Türkiye’de ilk ayçekirdeği hasadının bölgemizde gerçekleşmesi sebebiyle sektörün sorunlarını ve beklentilerini dile getirmek üzere bu istişare toplantısı düzenlemek istedik” dedi. 


“HASAT DÖNEMİNDE PİYASAYI DENGELEYİCİ PRİM UYGULAMASINA GEÇİLMELİ”
Yağlı tohumlarda desteklemelerin verimliliğe, iç piyasa ve dış piyasa fiyatlarına göre belirlenmesi gerektiğini belirten Çomu; “Hammaddedeki dış piyasa fiyatları, zaman zaman yerli tohumdaki fiyatları da etkiliyor. Bu yüzden devletimizin dünyadaki gelişmeler doğrultusunda destekleme primlerini belirlemesi gerekir. Hasat döneminde piyasayı dengeleyici prim uygulamasına geçilmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yağlı tohum piyasasını daha da rekabetçi hale getirmek için çiftçinin desteklenmesi önem arz etmektedir. Bununla birlikte çiftçinin ihtiyaç duyulmayan ürünleri üretmesi yerine, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ürünleri üretmesini teşvik etmek için, çiftçinin hasat ettiği mahsulü satabileceği garantisine sahip olması gerekiyor. Pamuk ve yağlı tohumlarda devletin alım garantisi yok. Mısır ve buğdayda Toprak Mahsulleri Ofisi gerekirse ürünün çok olduğu yıllarda devreye giriyor ve piyasadaki fazla ürünü kendi alıyor. Oysa pamuk ve ayçiçeğinde çiftçi yetiştirdiği ürünü satamayacağı endişesiyle bu ürünleri üretmek istemiyor. Hem Toprak Mahsulleri Ofisinin dönem dönem alımları, hem de sözleşmeli tarım modeli ile çiftçiye güvence verilmeli. Sanayicinin çiftçi ile yapacağı sözleşme, hem sanayici hem de çiftçiyi teşvik edecektir. Böylece sanayici de işin içine girecek ve çiftçi daha büyük bir cesaretle Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yağlı tohumları ekecektir. Potansiyelin doğru değerlendirilmesi adına sözleşmeli tarım modeli yaygınlaştırılmalı ve teşvik edilmelidir” dedi.